ERDEMLİ BİR TOPLUMUN TEMEL VASFI “EDEB” DİR.

2009-09-10 10:53:00

EYÜP BEYHAN                                                                    
  Ehl-i diller arasinda aradim, kildim taleb
Her hüner makbul imis. Illâ edeb, illâ edeb
  Edeb; Bir tâc imis Nûr-u Hudâdan
 Giy ol tâci, emin ol her belâdan. ( Yunus EMRE)
Edep, bir toplumda örf, adet ve kural halini almış iyi tutum ve davranışlar veya bunları kazandıran bilgi anlamında kullanılan bir terimdir. Terbiye, kavlen, fiilen insanlara lütuf ile muamele etmek, güzel ahlak, usluluk, haya, sünnete uygun hareket etmek demektir.
“Güzel hallere ve huylara sahip olma ve utanılacak hareketlerden sakınma, her hususta haddini bilip, sınırı gözetme hâli” olarak tarif edilmeye çalışılan, “iyi ahlak, incelik terbiye manalarıyla” özetleyebileceğimiz, günlük yaşantımızda en fazla muhtaç olduğumuz, toplumsal yansımalarının her fert tarafından mutlaka hissedildiği davranış biçimine “edep” denir.
Edep hakkında söylenen kıymetli sözleri paylaşarak konumuza devam edelim;
“Âdemoğlunun edepten nasibi yok ise insan değildir. Âdemoğlu ile hayvan arasındaki fark budur. Gözünü aç ve gör ki bütün Allahü teâlânın kelâmının manası, âyet âyet edebden ibârettir.” (Şems-i Tebrîzî)
“İnsanlar edebe ilimden çok daha fazla muhtacdır.” (Abdullah bin Menâzil) “En büyük edep, ilâhî hududu muhafaza etmek, gözetmek, Allahü teâlânın emirlerine uymak, yasaklarından sakınmaktır.” (Abdülhakîm-i Arvâsî)
“Din büyüklerinin yolu baştan sona edebdir.” (İmâm-ı Rabbânî)
“Bir kimsenin edepli olması, iyi kalplilik ve akıllılık alâmetidir.” (Sırrîy-i Sekatî)
“Kul için güzel edepden daha iyi mertebe görmedim. Çünkü aklın hayatı edebdir. İnsan edep ile dünya ve âhirette yüksek derecelere kavuşur.” (Ebû Osman Hîrî)
“Edep ehli edepden hâli olmaz, Edepsiz ilim öğrenen âlim olmaz.” (M.Sıddîk bin Saîd)
İnsanı, diğer canlılardan ayıran en belirgin özellik, akıl ve hayâdır. Çünkü insan, ancak bu iki meziyetiyle güzel ahlak ve edep sahibi bir kişiliğe kavuşur. Doğuştan insanda var olan utanma hissi, onu, kendiliğinden bazı tedbirler almaya sevk eder. Nitekim en ilkel toplumlarda insanların, ağaç yapraklarından elde ettikleri veya bitki liflerinden ördükleri parçalarla örtünmeleri, bunun açık bir delilidir. Böyle bir his, akıl ve imanla birleşince, o zaman, çoğunluğun benimsediği ahlak ve edep kuralları, daha belirgin bir biçimde ortaya çıkar, Helak olu
Peygamber Efendimiz İbn Mace'de geçen bir hadis–i şeriflerinde şöyle buyurur:
"Allah bir kulunu helak etmek isterse ondan hayasını alır. Hayası alındığında onu hep uğursuz bulursun. Onu hep böyle bulduğunda emanet duygusunu da yitirir. Yitirince onu hep hain olarak görürsün. Onu bu halde görünce merhamet duygusunu da kaybeder. O bu hale düşünce onu kovulmuş bir halde bulursun.
En son onu öyle bir halde görürsün ki İslam halkası artık onun boynundan alınmıştır."
Edeb, nefsi gerektiği şekilde terbiye etmek ve güzel ahlâk ile süslemektir. Edeb, insanın mutlak bir fazilet kaynağıdır. Cennet’teki makamlara, amel ve edeple ulaşıldığını da her zaman hatırlamak gerekir. Tasavvuf ehli ise edebi, ''Ma-fevkini (üstündekini) çok görmemek; ma-dununu (aşağısındakini) tahkir etmemek, herkesi haliyle hoş görüp Halık'ın hatırı için mahluka merhamet edip sevmektir'' şeklinde tarif ederler. Gönüller sultanı Mevlana edep konusunda şunu söyler. ‘Edepsiz, yalnız kendine kötülük etmez; bütün çevreye ateş salar. Şu gök, edep yüzünden ışıklarla dopdolu bir hale gelmiştir; melek edep yüzünden suçtan arınmıştır, temiz olmuştur’
Toplumsal yaşantının düzene binmesi; fertlerin edepli davranışlar sergilemesine bağlıdır. Ve her ferdin mutlaka edepli davranış sergilemesi için zorunlu eğitim şarttır.
Edepten nasibini alamamış kimsenin milletine faydalı olması mümkün değildir. Edep hali olmayan kişi hem kendine hem de çevresine zarar verir. İnsan, kendisini her türlü beladan koruyan edep tacını bir an önce giymek zorunda olduğunu unutmamalıdır:
Edeb bir taç imiş nur-ı Hüda’dan
Giy ol tacı emin ol her beladan
Milli şairimiz Mehmet Akif’in;“Ne hüsrandır ki kızarmak bilmiyor çehren, Bırak tahsili evladım, sen önce hayâ öğren..."  mısralarında bahsettiği gibi ilimden önce edep gereklidir. Edebi bilmeyen biri tonlarca kitap okusa, sayısız diploma alsa ne fayda! Sorumluluğunun, kendi acizliğinin ve “Mutlak Varlığın” farkında olmayan, bu gezegene öylesine fırlatılmış gibi başıboş dolaşan(!),doğru ve yanlışın ayrımını yapamayan  bir neslin yetişmesine çanak tutanlar, bunun hesabını elbet bir gün vereceklerdir.
Divanı Kebir’de sık sık edep kavramına yer veren Mevlana şöyle der: Ademoğlunun eğer edepten nasibi yoksa adem değildir, Ademoğluyla hayvan arasındaki fark edeptir, Gözünü aç da bak cümle Kelamullah’a, Kuran’ın bütün ayetlerinin manası edepten ibarettir.
Hak aşığı Yunus Emre’de şöyle der :
Ehli diller arasında aradım, kıldım talep.
Her hüner makbul imiş, illa edep illa edep.
“İlim meclislerinde aradım, kıldım talep, İlim geride kaldı ille edep ille edep”
Sözün özü ; “Memleketler parasızlıktan değil, ahlâksızlıktan çökerler.” (Çiçero) Ülkenin gidişatını beğenmeyenler sorunu yanlış yerde arıyor. Yenilik ahlâksızlığa göz yummak değil, sağlam bireyler yetiştirip ülkenin maddi manevi kalkınmasını sağlamaktır.  Çağ kapatıp, çağ açan Fatih’in torunları, bugün ilimde kendini geliştireceğine, boş safsatalara kafa yoruyor. Sonuç ortada; olduğu yerde sayan ( hatta daha da gerileyen), kaosa sürüklenen bir ülke!

Birbirimize duyacağımız saygının ve toplumsal huzurun sağlanmasının da tezahürü, edeple alakalıdır. Öğleyse; bütün evliyanın edebe davet eden sözleriyle konumuzu bitirelim; “edep yahu”





 

383
0
0
Yorum Yaz